Türkiye’nin en önemli doğal göllerinden olan Burdur Gölü’ndeki kuraklık ve su çekilmesi, endişe verici boyutlara ulaştı. Lisinia Doğa Yaşam Alanı kurucusu Öztürk Sarıca, son yıllarda hızla artan su kaybına dikkat çekerek, göl kenarlarında kalan küçük su öbeklerini “adeta gölün gözyaşları” olarak nitelendirdi.

ÇEKİLMENİN NEDENLERİ VE YÜKSEK TÜKETİM
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş ile benzer görüşü paylaşan Sarıca, Burdur Gölü’nün çekilmesinin temel nedenlerini açıkladı. Bölgenin büyükbaş hayvancılık üretimine yoğunlaştığını belirten Sarıca, suların yüzde 75’inin mısır ve yonca üretimi için kullanıldığını söyledi. İklim değişikliği, yağmur rejimlerinin değişmesi ve kar yağışının azalması gibi insan faktörünün etkilerinin çekilmeyi çok hızlandırdığını, tarımdaki su tüketiminin artmasıyla son 2-3 yılda çekilmelerin daha hızlı ilerlediğini ifade etti.
Sarıca, daha önce göl içinden çıkan ve gözle gördükleri suların, şimdi çekilme nedeniyle göl kenarlarında küçük su öbekleri şeklinde görüldüğünü ve bir süre sonra bu doğal kaynakların da tamamen bitme noktasına geleceğini vurguladı.

SUSUZ TARIM VE DESTEK ÇAĞRISI
Sarıca, kamunun damla sulama konusunda destek verdiğini ancak bunun yeterli olmadığını dile getirdi. Katma değeri yüksek olan tıbbi aromatik bitkilerin tüm Türkiye’de desteklenmesini ve çiftçilerin bu tür bitkilere geçerek daha az su tüketmesini sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

GEÇMİŞİN İZLERİ ORTAYA ÇIKTI
Göldeki çekilmenin tarihi izleri de gün yüzüne çıkardı. Sarıca, 2014 yılında Burdur Gölü’nün içinde olan, ancak şimdi karada kalan bir adacığın, gölün artık derin kısımlardan da hızla çekildiğini gösterdiğini belirtti. Sarıca, 100 yıl öncesine ait iskele gibi yapıların ortaya çıktığına şahitlik ettiklerini, bunun, Burdur Gölü’nü kaybetmenin sadece görsel değil, gelecek nesillerin içme sularının da kaybı anlamına geldiğini sözlerine ekledi.